7 Mart 2013 Perşembe

Yunanistan Gezisi Bölüm 1

Tatil...

Herkes senede en az bir hafta ihtiyaç duyuyor. Fakat bu sene diğerlerinden farklı. Çünkü yakışıklı oğlumuz aramıza katıldı. Her şeyden önce ilk O'nu düşünmemiz gerekiyor. Ama bir yanımızda tatile gitmek istiyor...

Öyle güneye inip bir tatil köyünde de kapanıp kalmak istemiyoruz. Yarı açık cezaevi gibi.. :) Hem 4 aylık oğlumuz olacak hem yurt dışı olacak hemde uçağa binmeyeceğiz. Hepsi nasıl olur diye düşünürken aklımıza en yakın komşumuz Yunanistan geldi. Acaba nasıl olurdu? Nasıl bir rota çizmek gerekirdi? Sonuçta arabamızla gidecektik neler gerekliydi. Vize olayı var bir de... Biraz yorucu olabilirdi... Etrafımızdakilerle paylaştığımızda "siz deli misiniz? daha çocuk ufacık.. çok zor olur.. rezil olursunuz.. tatilden birşey anlamazsınız.." gibi söylemlerle karşılaştık.. Ama yıldık mı? Hayır. Aristoteles amcanın dediği gibi "Yaradılış gereği bütün insanlar bilmek isterler" bizde bu yolculuğun nasıl olacağını bilmediğimiz için öğrenmek için harekete geçtik.

İlk iş vize almaktı. Tüm evrakları hazırlayıp, Yunanistan Konsolosluğu Temsilciliği Şişlideki Kosmos vize merkezine gittik. Yaklaşık bir hafta sonra vizemizi aldık. Oradan hemen maslaktaki Turing e gidip uluslararası ehliyetimi aldım. Son olarak bir arkadaşıma araç için yeşil sigorta yani uluslararası trafik sigortası yaptırdım. Bu arada unutmadan araç sizin üzerinize değilse mutlaka noterden vekalet alın yoksa gidemezsiniz. Birde seyahat sigortası her kişi için. Aslında çok prosedür var gibi gözüküyor ama hepsini yarım saatte halledebiliyorsunuz.

Neyse gelelim yolculuğumuza; rotayı çizmek çok kolay olmadı. Hiç gitmediğimiz bir yer olduğu için ilk olarak Yunanisan'da yaşayan Yunanlı arkadaşımız Vagelis ile irtibata geçtik. Ufaklığımız olduğu için karadan Atina'ya çok yorucu olur dedi bizde bu tavsiyeye uyup rotamızı 2 gün Kavala, 2 gün Selanik 3gün Thassos adası olarak belirledik. Bu arada bizden 1 ay önce, gideceğimiz rotaları gezen Sezgin arkadaşıma da tavsiyelerinden dolayı teşekkür etmeden geçemeyeceğim.

1. Gün.
1 Eylül 2012

Sabah 6 gibi yola çıkmayı düşünüyorduk fakat ufaklığın maması kakası hazırlığı derken saat tam 08:00 da yola çıktık. Düşünceli canım eşim, yolda yemek için sandviçler hazırlamış. Kahvaltı için hiç vakit kaybetmedik. :)

Yaklaşık 2 saat sonra Tekirdağ'a vardık. Ortalama hızımız 110 km/sa. Gittikçe heyecan başlamıştı..

Kınalı sapağından Tekirdağ'a gidiş.
















"İpsala" yazısını görünce heyecanımız daha da artıyor...













Tekirdağ'a girerken kadraja "Tekir"i değil "dağ"ı giriyor ama anlaşılmıştır herhalde :)













Keşan merkezi geçtikten sonra bu tabela daha da iştahımızı kabartıyor. Bu arada Malkara'dan ve Keşan'dan geçerken, (güzel aşkım "burdada mı?" diyecek ama:)) hoppla paşam malkara keşan demeden geçemiyorum :))










Yaklaşık 10 km sonra birden Bayrağımızı ve altında yazan "gümrük" yazısını görüyoruz. İştee sınıra geldik!!












Türkiye İpsala Sınır Kapısı : Sınırda çok sıra beklemedik. Saat tam 12.00 gösteriyordu. Evden çıkalı tam 4 saat olmuştu. Yakıt molası çay molası derken 1 saat uzatmıştık aynı zamanda bebeğimizin konforu ve güvenli seyahati için hız yapmadık. 










Türkiye'deki pasaport işlemlerinden sonra sınırımız olan Meriç nehri üzerinden geçiyoruz.














İleride Türk ve Yunan bayrakları yanyana...
















Artık Yunanistan sınırındayız! Bu arda köprüden geçerken birşey dikkatimi çekti. Köprünün korkulukları Türkiye sınırında Bayrağımzın rengi Kırımız-Beyaz, Yunanistan sınırında Mavi-Beyazdı. Çok hoş bir enstantane olmuş...



Yunanistan sınırında da pasaport işlemleri ardından resmen sınırı geçmiş bulunuyoruz. 











Gümrük ve pasaport işlemleri Türk ve Yunan sınırları dahil en fazla 1 saat sürüyor. Önümüzde birkaç araba olmasaydı yarım saatte bile biterdi. Tırlar ve ticari araçlar için yan taraftaki girişler kullanılıyor zamandan çok kazanılıyor böylece. Dikkatimi çeken bir olayda, ne Yunanistan sınırında ne de Türkiye sınırında arabadan dahi inmedik. Sanırım bu karşılıklı güvenden ve aile olmamızdan kaynaklanıyor. Her iki tarafta çalışan görevlilerde çok yardımcı oluyor her konuda.

Sınırdan geçtikten sonra yaklaşık 30 km sonra öğle yemeği için Dedeağaç'a(Alexandreapoli) uğruyoruz. Şirin güzel bir deniz kısıyısı kasabası. Yakıt almak içinde mutlaka uğrayın çünkü Kavalaya kadar otobanda benzinci yok. Yunanistanda otoban üzerinde kesinlikle benzinci bulunmuyor. Dikkat etmekte fayda var. Benzinci için otobandan çıkmanız ve en yakın kasabaya gitmeniz gerekiyor.


Daha sonra Kavalaya doğru yola çıkıyoruz. Kavala da çok sayısa Türk yaşıyormuş ve şehre girer girmez plakamızı gören Türkler genellikle el sallıyor. Farklı bir ülkedesiniz ama aynı zamanda Türkiye'de gibisiniz.
Öğleden sonra 3 gibi otelimize yerleşiyoruz ve odamızın balkonuna çıktığımızda gördüğümüz manzara sanki bir tablo...























Akşama doğru otelimizden çıkıp yakındaki bir restorana gidiyoruz. Burada çok fazla seçenek olmasa her çeşit yemeği bulabileceğiniz çok güzel retoranlar var. Resepsiyondan bilgi alıp gidiyoruz. Çok lezetli ve çok çeşitli bir masa kuruyorlar. Türk olduğumuzu öğrenince daha da sıcak davranıyorlar. 2 kişi 35 € + 5€ ödeyip otelimize geri dönüyoruz daha önümüzde geçireceğimiz 6 koca günümüz var, tatilde birazda dinlenmek lazım.. E tabi bir de 4 aylık bebeğiniz varsa enerjinizi çok harcamamalısınız :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder